Psikolojik Danışmanlık

Psikolojik Danışmanlık

İnfertilite tedavilerinde psikolojik destek

Güzel bir çift düşünün sağlıklılar, mutlular, huzurlular, sıcacık bir yuvaları var. Herşey yolunda gidiyor. Ve bir gün bu mutlu çift bebek sahibi olma kararı alıyorlar. Uzunca bir süre müjdeli haberi bekliyorlar. Ancak o da ne? Birşeyler ters gidiyor. Ve bu mutlu çift panik halinde bu konu için çözüm arayışlarına giriyor. Ve o mutlu çift panikten, kaygıya, kaygıdan, üzüntüye, üzüntüden kedere kadar bir duygu yelpazesinde duygusal olarak savrulmaya başlıyor.

Bu hikaye bebek arzusu duyan ancak bu süreçte  beklenmedik olumsuz durumlarla karşılaşan bir çok çiftin hikayesi ile benzerlikler taşıyor. Durumu kabul etmekte zorlanan, kabul etmiş gibi görünüp ciddi savunma mekanizmaları çalışan çiftlerde zorluklar yaşandığı gibi durumu öğrendikten sonra, kabul eden, çözüm için adım atan çiftlerde bile stres zaman zaman kontrol edilemez bir hal alıp sürecin daha zorlu bir yolculuk olarak geçmesine sebep olabilmektedir.

Bu yolculuk sürecinde kolay olmayan aşamalar çiftleri daha çok stresli bir duruma sokar. Oysaki stresin seviyesinin azaltılması ile başarılı sonuçlara ulaşma ihtimalinin arttığı görülmektedir.

Elbette ki bu süreç kolay bir süreç değildir. Ancak bu yolculuğu daha keyifli, daha sakin, daha huzurla ve inançla beklemek çiftlerin kontrolünde olabilecek bir durumdur. Tıpki uzaktan gelecek özlediğiniz bir sevdiğinizi bekler gibi beklemek, sizi panik halinden, kaygıdan, korkulardan, üzüntü ve keder duygularından uzak tutar. Çünkü inançlarımız algılarımızı, algılarımız olayları yorumlayışımızı belirler. Bu sebeptendir ki biz psikologlar inanç ve motivasyonun ayrılmaz bir ikili olduğu gerçeğini unutmayız.

İnfertilite tedavisine başlamış çiftlerin duyduklarından, varsanılarından, geçmişteki olumsuz herhangi bir tecrübesinden dolayı zihninde yanlış inançlar oluşmuş ve kendileri de farkında olmadan buna körü körüne bağlanmış olabilirler.

Örneğin çocuğu olmayacağı için kendini yetersiz bulan bir kadın, kadınlığını inandığı şablondaki gibi doğurarak ispat edemediği için değersizlik hissi oluşabilecek, bu değersizlik hissi depresyonu tetikleyecek, stresin artmasıyla da gebe kalma olasılığı düşebilecektir.

Bir başka örnek, yoğun suç ve suçluluk duygusu yüksek olan birinin başına gelenlerden dolayı hayatı, kendisini ya da eşini suçlaması öfkesini arttıracak bu da çiftler arasındaki gerginiğin artmasına sebep olabilecektir.

Kişinin hayatında bu konu ile ilgili travmatik yaşantılar gerçekleşmiş olabilir.

Bununla birlikte geçmişte kodlanmış kişinin kendi anne- çocuk yada baba-çocuk gibi ebeveyn ilişkisine dayanan olaylar sonrası oluşmuş bilinçdışı inançlar da gebe kalmayı engelleyebilir. ""Allah sana senin gibi haylaz çocuck versin " diyen bir anne bilmeden, kızının biliçaltında çocuğu olursa başedemeyeceği inancı geliştirmiş olabilir. Ve zihin yetersizlik korkusundan sebep hamile kalmayı psikolojik olarak zorlaştırabilir. Çünkü hamile kalır da çocuğu olursa baş etmekte zorlanacak, aciz kalacak, yaşam konforu bozulacak vs gibi inançlar geliştirmiş olabilir.

Kendinin cezalandırıldığına inanan olsun, değersiz olduğuna inanan olsun bu her olumsuz inanç kişinin aklındaki kendiliğinden gelen otomatik düşüncelerle beslenebilmektedir. Bu da sistemin asla bozulmamasına ve sonuç olarak da gebelik başarısını etkileyebilir. Yada henüz hazır olmadığına dair bir inanç, yada bir çocuğa bakamaycağına dair kaygı, ekonomik olarak daha güçlü olması gerektiğine dair bir şartlanma ve daha bir çok ihtimal.. İyi bir psikolog bunu farkeder, başarıyla atlatılması için destekleyici olur.
 
Yetersizlik hisseden bir kişi beraberinde umutsuzluğu, tükenmişiliği ve yıpranmışlığı getirir. Ve bu bir döngü olarak devam edebilir. Bu kısır döngüyü bir yerden kırmak gerekir. Peki ama nereden? Yanlış inanışlardan, yanlış inançlardan, o inancı besleyen hatalı davranış ve yönelimlerimziden. Yol bazen çok kısa bazen çok kısa olmayabilir ancak hayatın kalitesini artırabildiğimizde müjdeli haberi alma ihtimalimizi artırtmamız ve tüm bu olumsuz yüklerden kurtulabilmemiz, sürecin ve sonuncun olumlu yüzünü bize gösterir.

Akıldan çıkmaması gereken temel kavram, bunun kişişel değil bir çift problemi olduğudur. Birlikte herşey kolaylaşacağı gibi bu durumda da hayatınızdaki eşin sürece eşlik etmesi tartışmasız son derece önemlidir. Gerilimin azaltılmasında birliktelik hissi, yükün paylaşılması hissi yaratır, inancın eşler ve infertilite ekibinin de desteği ile yeşermesi sağlanır. Çünkü bu yolda birlikteklikten sonra en önemli motivasyon inançtır. Çiftin bana kalırsa inancı kaybetme lüksü olmamalıdır. İnaç zarar gördüğü anda toparlamak için bireysel yada mümkünse  aile terapisi desteği alınmalıdır. Amaç inancı aktif tutmak ve süreci olabildiğince rahat geçirmeye çalışmak olmalıdır.

Bir diğer altın ihtiyacımız ise sabır olacaktır. Çünkü süreç bazıları tarafından hala mücadele, zorluk, aşılması gereken bir bariyer olarak görünebileceği gibi,  süreçte yorgun hisseden, umutsuzluğa düşen, ya da yoğun çevre baskısına maruz kalanlar  olabilmektedir. Çevre baskısı yada beklentisi  size sürekli "Ee çocuk düşünmüyor musunuz artık?" "Var mı bir şeyler?" "Torun sevmek istiyorum artık" gibi sözlerile gündeme gelebilir. Yapmanız gereken öncelikle eş ile bu sürecinizi kimlerle sınırlı tutmak istediğinizi belirlemek  ve aldığınız ortak kararın dışına çıkmamak olmalıdır.

Gelen beklentili sorulara da aranızda oluşturduğunuz net, nötr cevaplar verilmelidir. Mesela " Biz de bir bebek istiyor ve bunu planlıyor, bunun için hazırlık yapıyoruz. Böyle bir durum olduğunda zaten ilk müjdeli haberi size vereceğiz." gibi aileye ifade edebilirsiniz.

Psikolojik Destek kısmında küçük ödevler, mini dersler, araştırmalar çiftin durumuna göre verilir. Ve bir takım gevşeme teknikleri öğretilir. Düşünce işleme özellikleri belirlenir, imgeleme çalışmaları yapılabilir.

Protokol kesinlikle her çiftin “özel” durumuna göre belirlenir, hamileliğin oluşmasını engelleyebileceğin düşünülen sorunu anlamada yardımcı olunur, çözüm konusunda destek, çözümleri uygulayabilmesi için de girişimleri değerlendirilir ve sonuç olarak stres seviyesinin azaltılması amaçlanır.

Umutsuzluk ve inancın zedelenmesi sizi geride bırakan en güçlü olumsuz programdır. İnanç her zaman yukarıyı ileriyi gösterir ve yükselirken kaymamak adına yavaş ama emin adımlarla gitmek başarma olasılığını artırır. Sabır bu yüzden de önemlidir ki acele edilirse stres artar aşağı kayma riski oluşur.

Sabır bu süreç de olduğu gibi gebelik, doğum ve doğum sonrası annelikte ve babalıkta da en çok ihtiyaç duyulan şeylerin başında gelir.

Bu süreci mücadele gibi algılamak doğru değildir.  Çünkü mücadele kelimesi bile stresi tetikleyebilir. Bu süreç, bir yolculuktur. Ve siz bu yolculuğa çıkmak için hazılık yapmışsınızdır.
 
Hikayenin sonunda çiftin ellerinden geleni yaptıklarını, doktoruna, doktorunun ekibine ve özel  güvendiklerini ve sürece birlikte katıldıklarına tüm içtenlikleri ile inandıklarında bizlere güzel haberi hep birlikte kutlamak düşer.

Psikolog – Aile Danışmanı Esin Aşkın   28.01.2019